2-Teklif

Tùy Chỉnh



*Pasajlara yorum istiyorum canlarım..
Keyifli okumalar canlarım :)



Tutku'dan
"Benimle evlenerek.."
Evlenmek? Daha tanışalı birkaç saat dahi olmamış bir adam benden sırf can borcumu ödemem adına imkansızı istiyordu. Erkeklere güvenim kırılmışken nasıl olur da bu adamın teklifini kabul edebilirdim ki?
İnsanlara borçlu kalmayı sevmezdim. Üstelik bir can borcumun olması beni rahatsız ederdi ama borcumu ödemem için karşılığında istenilen.. yapamazdım.
"Sen ne istediğinin farkında mısın?"
"Evet, farkındayım. Madem can borcunu ödemek istiyorsun o halde teklifimi kabul et"
"Seni tanımıyorum bile.."
"Bak, bu evlilik ciddi bir evlilik olmayacak inan bana sadece formaliteden. Evlilik meraklısı birisi değilim.. sadece buna mecburum başka çarem yok"
"Bu işi para ile yapabilecek olanlar vardır mutlaka. Üzgünüm ama bunu yapamam"
"Bunu bende düşündüm ama para ile tutabileceğim bir insana nasıl güvenebilirim ki"
"Beni tanımadığın halde güvenebiliyorsun?"
"Çünkü senin paraya muhtaç olan bir yanın yok.. eminim ki ailen zengindir"
"Evet öyle ama.."
"Lütfen dinle beni.. can borcunu ödeyebilmek için bu kadar fazla direten bir kızdan bana zarar gelebileceğini düşünmüyorum. Evlenmek zorundayım başka çarem yok, evlenmezsem her şeyimi kaybedebilirim ve inan bana bunu istemem. Ya da babam beni istemediğim birisi ile evlendirebilir ve bu evliliğin süresini dahi belirler.."
"Anlıyorum çaresizsin ama.." yeşil gözlerinde umut ışığını hissettim ve bir o kadar da çaresizlik. Gerçekten zor bir durumdaydı ama yanlış kişiden yardım istiyordu.
"Kahretsin! Gerçekten çaresiz bir durumdayım. Güven bana bu evlilik olursa en az altı ay en fazla bir yıl sürer.. daha sonra da anlaşarak boşanırız ve böylece bende babama evliliğin bana göre olmadığını kanıtlamış olurum.."
Güven.. benden ona güvenmemi istemesi bulunduğum duruma göre biraz fazla ironiydi. Yine de gözlerimin içine, en derinine bakan yeşillerin umudunu şu anda kıramazdım.Aklım başımda değildi ki benim.
"Bilemiyorum.. şu an gerçekten mantıklı düşünebilecek kafa yapısına sahip değilim" rahatlarcasına nefes alarak arkasına yaslandı. Umut ışığıyla parlayan yeşilleri tekrar gözlerimi bulduğunda ışığın daha da parlak olduğunu fark ettim. Umudu vardı benden yana..
"Pekala.. sana düşünmen için zaman vereceğim"
"Ben artık gideyim.. bana bir taksi çağırabilir misin?"
"Seni ben bırakırım.." Pekala.. buna hayır diyemezdim.
"Tamam.."
"Nerede oturuyorsun?"
"Cihangir"
"Yolumun üzeri"
****
Arabaya rahatsız edici bir sessizlik hakimdi. Sessizliğin sürdürdüğü hakimiyeti ile akıp giden yolu takip ediyordu gözlerim. Ana yoldan ilerliyorduk. Kavşaktan saparken titreyen telefonum ile gözümü yoldan ayırdım.
Çantamın içerisinde kayıplara karışan telefonumu bulmak birkaç saniyemi almıştı. Yetişememiştim aramaya. Arayan Nida'ydı. Büyük ihtimal ile beni merak ediyordu. Onu zorla eve göndermiştim. Sırf daha fazla içebilmek için.
"İyiyim.. eve gidiyorum. Seni yarın ararım." Mesajı yazıp gönderdikten sonra telefonumu çantamın derinlerine yolladım tekrar. Gözlerimi yeniden yola sabitledim. Ah, şu yol bir an önce bitse. Kendimi bir an önce yatağıma atmak ve hiç şeyi düşünmeden uyumak istiyordum. Sadece uyumak.
Azap gibi geçen yolculuğumuz nihayet sonlandığında bağlamış olduğum kemerimi çözüp teşekkür etmek için ona baktım. Henüz adını dahi bilmediğim ama evlilik teklifi aldığım adama.
"Bu gece beni kurtardığın için sana gerçekten teşekkür ederim.."
"Rica ederim.. yapmam gerekeni yaptım" dediğinde kaşımı kaldırarak yüzüne baktım. Yapması gereken ve yapmaması gereken iki şeyi yapmıştı bu gece. Birisi beni kurtarması, diğeri ise evlilik teklifi etmesiydi.
Çarpık bir şekilde gülerek yüzüme baktı ve elini uzattı.
"Aras.." ne dediğini anlamayarak yüzüne baktım aval aval. Birkaç saniye sonra beynime dank eden düşünce ile uzatılan elini tuttum. Sormayı unuttuğum adını söylemişti.
"Tutku.." elimi sıkan el bir anda gevşedi. Gözleri yüzümde gezinirken yüzündeki tebessümü daha da derinleşti.
"Çok güzel bir isim.." gerçekten ismimi beğendiğini yüzündeki tebessümünden hissetmiştim.
"Seninki de öyle.. neyse benim arık gitmem gerek"
"Pekala Tutku.. iyi geceler, senden haber bekleyeceğim"
"İyi geceler" yüzü bir anlık düşse de gülümseyerek bakmaya devam etti. Arabadan inip yavaşça apartman kapısına doğru yürüdüm.
****
Gün ışığının gözlerime açtığı savaşa mı yoksa telefonumun titreşimine mi yenik düşmüştü uykum emin değildim. Komodinin üzerinde durmaksızın titreyen telefonumu elime alıp henüz açamadığım gözlerimle ekrana bakmaya çalıştım.
Arayan Nida'ydı. Ona sabah arayacağımı söylemiştim. Telefonun saatine bakınca sabah saatlerini çoktan geçtiğimi fark ettim. Yeşil ikonu kaydırıp telaşlı olduğunu tahmin ettiğim kuzenimin aramasını cevapladım.
"Efendim Nida?"
"Sabah ararım dedin öğlen oldu hala aramadın, merak ettim bende seni iyi misin?"
"İyiyim tatlım.. sadece uyanamadım işte merak edilecek bir şey yok"
"Öyle olsun bakalım, dün gece benden sonra ne yaptın?"
"Başıma neler geldi bir bilsen.." heyecanlı çığlığı kulaklarımda çınladı. Ahizeyi kulağımdan birkaç santim öteye götürüp çınlamamın geçmesini bekledim.
"Neler oldu hemen anlat!"
"Telefonda anlatamam, müsaitsen bana gel"
"Hemen geliyorum.." Tahminlerimde hiç yanılmıyordum, Nida konusunda. Her daim telaşlı oluyordu böyle durumlarda, maalesef.
Yataktan kalktığım gibi aynanın karşısında aldım yerimi. Birbirine girmiş saçlarım, akmış rimelim, dağınık haldeki pijamalarım.. berbat görünüyordum. Aynadaki kız ben değildim. Sabahları aynanın karşısında sadece uykudan şişmiş gözlerimi görürdüm o kadar. 
Ilık suyun altında gevşemeye çalışıyordum ama olmuyordu. Gevşemek yerine ağlıyordum. Bütün hücrelerim kasılıyordu. Titriyordum. Kalbim sızlıyordu. Canım yanıyordu.. Tolga'ya deli gibi aşık değildim biliyordum ama yaşanmışlıklar, anılar canımı acıtıyordu. Aldatılmak bir yana kandırılmak daha çok yakıyordu canımı.
Sen bu değilsin, sen güçlüsün Tutku.. gözyaşlarını değmeyecek bir adam için akıtma!
İç sesim haklıydı.Değmezdi, akıttığım gözyaşlarına değmezdi. Güçlüydüm ben, evet ama o gücü hissedemiyordum kendimde şu an.
****
Kapı zilinin sesi ile elimdeki fırın eldivenini çıkartıp kapıya yürüdüm. Sabırsız kuzenim zile o kadar ısrarla basıyordu ki zil takılıp kalabilirdi. Açılan kapının ardın görüş alanıma dağılmış sarı saçları girdi.
"Ne bu halin?" nefes nefese yüzüme bakıyordu.
"Asansörü kullanmadım bozukmuş sanırım, mecbur merdivenlerden çıktım" burnu evin içine dolmuş kokuyu tatmak için havalanmıştı.
"Pizza mı yaptın sen?"

"Nasıl da aldın kokuyu hemen.. evet yaptım hadi artık kapının önünden çekil de kapatayım"
İçeriye girdiği halde hala kapıda dikiliyordu, amaçsızca. Üzerindeki ceketi çıkartıp portmantoya astı hızla. Mutfağa ani bir giriş yaparak tezgahın üzerindeki pizzama musallat oldu. Deli kızdı benim kuzenim.
Çoktan hazırlanmış olan masasın başına oturup yemek yemeye koyulduk.Bir yandan yemeğimi yiyip bir yandan da dün gece olanları anlatıyordum Nida'ya. Gözleri şokla açılmış, konsantresini bozmamak adına elindeki pizzayı dahi yemiyordu.
"İnan bana ne yapacağımı bilmiyorum Nida.."
"Bende bilemedim"
"Durumu gerçekten çaresiz gibiydi ama adamı da tanımıyorum.. tanımadığım biriyle de evlenemem ama bir yandan da can borcum oldu adama.." Araf da kalmıştım.. durumum aynen böyleydi. Resmen araftaydım.
Yaşadıklarımın üzerine bir de can borcum eklenmişti ve ben ne yapacağımı bilmiyordum. Karşımdaki insan benden öyle bir şey istiyordu ki.. sıkışıp kalmıştım. Sırf can borcum olduğu için tanımadığım bir adamla evlenip kendimi onun esiri yapamazdım.
Hem aileme ne diyebilirdim ki? Daha Tolga denilen aşağılık ile yaşadıklarımı bile bilmeden, ayrıldığımızı dahi bilmeden nasıl olur da karşılarına adını daha önce hiç duymadıkları bir adamı çıkartıp ben evleniyorum derdim.
Durum her açıdan imkansızdı benim için. Kahretsin, bir yanım da ona yardım etmem gerektiğini söylüyordu, bağıra çağıra.
****
Bilgisayar başında oturmuş Nida ile adamın yani Aras'ın hakkında araştırma yapıyorduk. Mesleği reklamcılık ve gazetecilik olan kuzenim işe adamı araştırmamız gerektiği ile başladı ki tesadüfen tanıdığı iş adamlarından çıktı Aras.
"Şimdi hatırladım.."
"Neyi?"
"Yanılmıyorsam bu adam hakkında bildiğim bir şey var ve inan bana duyunca onu çok daha iyi anlayacaksın.."
"Çatlatma adamı da söyle o zaman"
Kucağındaki bilgisayarı kapatıp yanına koydu. Masanın üzerine koyduğu kahve fincanını eline alıp bana döndü.
"Bak şimdi tatlım.. bu adam yani Aras yurt dışında okumuş, orada kızın birine aşık olmuş sonra kızla sevgili olmuş.. hatırladığım kadarıyla mezun olduğu zamanlarda kız bunu terk etmiş öylece.. tabi zavallım da o günden beri kimseyi almamış hayatına. O yüzden evlenmek istemiyor, kadınlara güvenemiyor çünkü. Hatta iş camiasında çok konuşulacak projelere imza attı Aras bizim dergide hakkında yayımlanmış yazılar var.. o zamanlar aklıma takılmıştı özel hayatıyla gündeme gelmediği ortak arkadaş vasıtasıyla da öğrenmiştim sonunda"
Sevdiğin kadın tarafından terk edilmek.. bana neden güvendiğini şimdi anlayabiliyordum. Beni kendine yakın hissetmişti. Ben aldatılmış o ise terk edilmişti. Kader arkadaşıydık bir bakıma. İnsanların bencilliği yüzünden, kendi istek ve arzuları yüzünden üzülendik.
"Peki sence ne yapmalıyım?"
"Tatlım, bence biraz düşün hemen karar verme hem sana bir şey daha diyeceğim.. Hilmi Alsancak'ın gelini olursan eğer kariyer açısından da uçarsın ve inan bana ödüllerine,başarına yenilerini eklersin ama iyice düşün Tutku.. bende biraz Aras hakkında araştırma yapayım bu sürede"
Aslına bakılırsa Nida haklıydı. Kariyerim açısından iyi olurdu bu evlilik ama hala yapabileceğim fikri içime sinmiyordu. Dediği gibi düşünmeliydim.. karar verebilmek için çok erkendi henüz.
"Pekala.. düşüneceğim"
1 hafta sonra
Gittiğim üçüncü iş görüşmesiydi. En son çıktığım şirketin Koçak holding olduğunu öğrenen herkes olumlu görüşlerinden vazgeçip o meşhur cümleyi söylüyordu. "Biz sizi ararız.."
Aranmayacağımı adım gibi biliyordum, tıpkı diğer umutsuz bekleyenler gibi. Bir haftadır iş arıyordum ve sonuç daha şimdiden vahimdi. Lanet olsun! Neden böyle bir akılsızlık yapmıştım ki. En başında araştırmalıydım bu şirketi. Bir anlık heyecanın kurbanı olmuştum resmen.
Yurt dışına da dönemezdim. Kendimi biliyordum birkaç zaman sonra evimi, yurdumu özleyecektim. Ah! Her zaman akıllı ama duyguları konusunda akılsız olan kafam!
Çantamın derinlerinden gelen ses düşüncelerimi böldü aniden. Uzun uğraşlar sonucu bulduğum telefonumu elime alıp ekranına baktım. Arayan Nida'ydı.
"Nerdesin?"
"İş görüşmesinden çıktım, bu da berbat geçti"
"Hım.. sana geleceğim bir şeyler buldum"
"Tamam eve geçiyorum"
****
"Aynı anlattıklarım gibi her şey.. adamı kime sorsam herkes hakkında çok iyi şeyler söylüyor. Her ne kadar kadınlardan uzakta kalsa onlara karşı oldukça nazik ve düşünceli olduğunu kaç kişiden duydum inan bilmiyorum ama benim başlarda olan tereddüdüm duyduklarımla kayboldu bunu bil.
"Ne yapmalıyım?"
"İş görüşmelerin berbat öyle değil mi? Bunu bir de iş açısından düşün Tutku"
"Evet ama tanımıyorum işte.."
"Bebeğim nişanlılık diye bir dönem var.. hani insanları evliliğe hazırlayan bir dönem"
Haklıydı. Böyle giderse ben daha çok iş görüşmesine giderdim. Zamanla birbirimizi tanıyabilirdik.Bunda da haklıydı Nida. Bir yandan beni sürekli uyarırcasına dürtükleyen can borcum vardı. İçimi sürekli rahatsız eden can borcum..
"Nida adamın telefonunu ya da adresini bul bana"
Aras'tan
Cihan birkaç gün önce ondan istediğim bilgileri toplamış bana anlatıyordu. Kızı evine bıraktığım gün apartmanına girdikten sonra bekleyip kapı zilinden adına bakmıştım. Ertesi gün Cihan'ı arayıp adını vererek hakkında araştırma yapmasını istemiştim.
Şimdi ise bana öğrendiklerini anlatıyordu, hararetle.
"Tutku Önal, yirmi dört yaşında piyasadaki gençlere oranlı oldukça başarılı bir mimar, çalıştığı şirketleri araştırdım. Biri yurt dışında ve inan bana adını duyunca kızın ne kadar başarılı olduğunu anlayacaksın.." elindeki kağıtlardan birini bana uzattı.
Uzattığı kağıtta yurt dışında çalıştığı şirketin adı yazıyordu. Gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Sahiden de çok başarılı olmalıydı.
"Kızın mimarlık dalında bir çok ödülü var.. nerden geliyor bu başarının sırrı diye sorarsan da kardeşim cevap, ailesinden. Anne babası hatta abisi doktor; anne kalp, baba beyin ve abi de estetik cerrahı.. bitmedi kızın baba tarafı asker, öğretmen anne tarafı doktor öğretmen kanıyor. Eğitim aldığı okullar da çok iyi, liseyi Robert Kolejinde tamamlamış, üniversite de Yale'de.. kız süper donanımlı bilgisayar gibi.. dört dil biliyor; İngilizce, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca..
Süper değil mi sence de? Bence süper hatta ötesi. Özel hayatına gelince Hanzade restoran zincirlerinin sahibi Tolga Hanzade ile sevgiliymiş kız.. şu anki durumlarını bilmiyorum öğrendiğim kaynak belirtmedi. Bombaya geliyorum.. kız birkaç gün önce çalıştığı Koçak bize göre Kaçak holdingden istifa etmiş.. kesin kandırmışlardır kızı yoksa öyle akılsız bir tipe benzemiyor ve dostum inan bana kız çok güzel. Tam evlenmelik"
Muzipçe yüzüme sırıtarak bakıyordu. Ben ise anlattıklarını aklımda evirip çevirip kızın nasıl bir hayatı olabileceğini düşünüyordum. Bir kız bu kadar başarıya, özelliğe sahip olabilir miydi gerçekten?
Aklım bana imkansız olduğunu söylese de Cihan'ın anlattıkları olabileceğini kanıtlıyordu. Bu kız kesinlikle evlenmem gereken kişiydi. Babamın üzerimdeki baskılarından beni kurtaracak her şeye sahipti. Akla, başarıya, kariyere, iyi bir aileye ve güzelliğe..
Düşüncelere dalmış otururken çalan kapı ziliyle onlara ara verdim. Açmak için yerimden katlım. Ağır adımlarla yürüyerek kapıya ulaştığımda içimde tarif edemediğim bir his vardı.
Kapıyı açtığımda hislerime anlam vermem gecikmedi.
"Tutku?"
"Merhaba Aras.."
"Merhaba"
"Ben kararımı verdim" dudaklarından dökülen sözcükler, birkaç gündür içimi terk etmeye başlayan umudumu geri getirdi. Kalbim ve aklım bana bu işin olacağını söylüyordu hem fikir bir şekilde.
Umarım yanılmıyorlardır.. çünkü bu kız aradığım bütün özelliğe sahipti. Belki daha bile fazlasına.






Bölümü nasıl buldunuz canlarım?
Tutku'nun teklife olan yaklaşımı nasıldı?
Aras'ın Tutku hakkında bu kadar ısrarcı olması hakkında ne diyorsunuz?
Cihan ve Nida hakkında alayım görüşlerinizi..
Sizce teklifini kabul ettiğini söylemesinin ardından bir şart gelir mi? (ama bir şartım var gibi)



Vote ve Yorumları unutmayalım!
-----------> Yapmanız gereken yıldızı doldurmak ;)
Sevgilerle :)